9 Aralık 2015 Çarşamba

ev.

hayalimdeki odada oturuyor,  ciddi işler yapmayı istiyorum. Ciddi bakışlar atmak istiyorum duvarlarıma. ( o saydam, o bir kaç fotoğraf yapıştırdığım ha bir de eskiciden beş liraya bulduğum çerçeveyi astığım duvarlara), ama olmuyor.

Çok saygıdeğer biriymişim gibi davranmak, ödünç aldığım çimen yeşili daktiloda çatır çatır bir şeyler yazmak istiyorum, tabi bu sırada son paramı verip aldığım kasetçalarda dört yıl önce sırf kapağını beğendiğim için alıp dört yıldır dinlemeyi beklediğim jazz albümü çalıyor olacak (yellowjackets) ve ben bir şeyler üreteceğim.

sonra ikinci elden aldığım, (bir kız fransa'ya taşındığı için sattığı) ikea yatağıma uzanacak (çaprazlama, çünkü iki kişilik) okurum diye aldığım ama aylardır masamın üzerinde dekor olarak duran fanzinleri elimde bir kadeh roze şarap ile karıştıracak, yanımda uyuyor olan kedime arada göz atacak, mırlayışıyla gecenin sessizliğinin bölünüşünü dinleyeceğim (arada da camımdan karşı dairelerdeki insanları gözetleyecek ve arkasında uzanan denize uzun uzun bakacağım)

Güneşin en parlak olduğu ve beyazlaştığı anda, denizin üstü gümüş rengine büründüğünde, uzaktaki vapur iskelesinden Karaköy için son çağrıları dinleyecek, saat on bir civarlarında yokuşumdan geçen "abi, simit isteyen var mı? SİMİT SİMİT SİMİİİİT" diye bağıran tiz sesli irite edici abime mecburiyetten katlanacağım.

Belki de, tekrar yaz geldiğinde, sokaktan geçen akordeon çalan abimle yanında para toplayan genç körpe kızı tekrar izlerim fransız balkonumdan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

bişey söylesen, ben dinlesem.